Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez.
Kurdbe logo
news · Editor · 2026-03-02 01:00

Ekolojik Komün: Demokratik Konfederalizmin Yaşam Hücresi

Giriş

Ekolojik kriz karşısında çoğu çözüm önerisi merkezi devlet politikalarına, uluslararası anlaşmalara ya da piyasa temelli düzenlemelere dayanır. Ancak doğa üzerindeki yıkımın kaynağı merkeziyetçi, hiyerarşik ve sermaye temelli sistemin kendisidir. Bu nedenle çözüm, aynı sistemin araçlarıyla üretilemez.

Demokratik konfederalizm, ekoloji sorununu teknik bir başlık olarak değil; toplumsal örgütlenme biçiminin bir sonucu olarak ele alır. Bu çerçevede komün, yalnızca bir yerel yönetim birimi değil; ekolojik yaşamın hücresidir.

I. Komün: Toplumun Doğal Örgütlenme Biçimi

Tarihsel olarak toplum, devlet biçiminden önce komünal ilişkiler üzerinden var olmuştur. Ortak üretim, paylaşım, dayanışma ve karşılıklı sorumluluk, toplumsal varlığın temelidir.

Komün:

  • Merkezi olmayan,
  • Doğrudan katılıma dayalı,
  • Ahlaki-politik karakter taşıyan
     bir örgütlenme biçimidir.

Ekolojik bilinç ancak bu tür bir doğrudan katılım alanında gelişebilir. Çünkü doğayla ilişkilenme, yerel bilgiye ve ortak karara dayanır. Merkezi bir bürokrasi, toprağın, suyun ve ormanın gerçek ihtiyaçlarını yerel topluluk kadar bilemez.

II. Kapitalist Kent ve Ekolojik Yıkım

Kapitalist modernite, toplumu mega kentlerde yoğunlaştırarak doğayla bağı koparır. Kent, üretim ve tüketim zincirinin merkezine yerleşirken, kırsal alan hammadde deposuna dönüşür.

Bu kopuş:

  • Gıda bağımlılığı,
  • Enerji tekelleşmesi,
  • Toprak yıkımı,
  • Su krizleri
     şeklinde kendini gösterir.

Kentte yaşayan birey, doğayla doğrudan bağını kaybettikçe ekolojik sorumluluğu da soyutlaşır. Böylece doğa bir “uzak sorun” haline gelir.

Komün modeli ise kent-kır ayrımını aşarak, yerel üretim ve yerel karar mekanizmalarını güçlendirir.

III. Ekolojik Ekonomi: Kâr Değil Yaşam

Demokratik konfederalizmde ekonomi, piyasa merkezli değil; toplum merkezlidir. Ekolojik komün, üretim ve tüketim ilişkilerini doğanın taşıma kapasitesiyle uyumlu hale getirmeyi hedefler.

Temel ilkeler:

  • İhtiyaç temelli üretim,
  • Yerel kooperatifler,
  • Doğal tarım yöntemleri,
  • Enerjide yerel yenilenebilir kaynaklar,
  • Atık azaltımı ve geri dönüşüm.

Ekolojik komün, sermaye birikimini değil; yaşamın sürdürülebilirliğini esas alır.

IV. Kadın Özgürlüğü ve Ekolojik Komün

Kadın özgürlüğü ile ekoloji arasındaki bağ yapısaldır. Tarihsel olarak doğaya ve kadına yönelen tahakküm, aynı zihniyet kökünden beslenmiştir. Bu nedenle ekolojik komün, kadın öz örgütlülüğünü temel alır.

Kadınlar:

  • Üretim süreçlerinde belirleyici rol alır,
  • Yerel karar mekanizmalarında eşit temsil sağlar,
  • Ekolojik bilincin kuşaklar arası aktarımında öncüdür.

Kadın özgürlüğü olmadan ekolojik dönüşüm eksik kalır. Çünkü tahakküm zihniyeti, önce kadın üzerinde yeniden üretilir.

V. Demokratik Konfederal Ağ ve Ekolojik Dayanışma

Komünler tek başına izole yapılar değildir. Demokratik konfederalizm, komünlerin yatay biçimde bir araya gelmesini öngörür. Böylece ekolojik dayanışma ağı oluşur.

Bu ağ:

  • Doğal afetlere karşı kolektif savunma,
  • Su ve toprak paylaşımında adalet,
  • Bölgesel üretim planlaması,
  • Ekolojik eğitim programları
     gibi alanlarda ortaklaşmayı mümkün kılar.

Merkezi devlet yapısı yerine, çok katmanlı yerel meclisler ağı ekolojik kararların demokratik biçimde alınmasını sağlar.

VI. Ekolojik Toplumun İnşası

Ekolojik komün, yalnızca çevre dostu uygulamalar bütünü değildir. Aynı zamanda yeni bir yaşam kültürüdür:

  • Tüketim yerine paylaşım,
  • Rekabet yerine dayanışma,
  • Tekelleşme yerine ortaklık,
  • Betonlaşma yerine doğal denge.

Bu kültür, eğitimden ekonomiye, siyasetten gündelik yaşama kadar tüm alanları dönüştürür.

Sonuç

Ekolojik kriz, merkeziyetçi ve kapitalist sistemin yapısal sonucudur. Bu kriz, yalnız çevre politikalarıyla değil; toplumsal örgütlenmenin yeniden kurulmasıyla aşılabilir.

Ekolojik komün, demokratik konfederalizmin somutlaşmış yaşam biçimidir. Toplumun doğrudan katılımı, kadın özgürlüğü ve ahlaki-politik bilinçle birleştiğinde; doğayla barışık bir toplum mümkün hale gelir.

Ekoloji, demokratik toplumun geleceği değil; varlık koşuludur.

Yazar: Azad Badiki – kurdbe.com Editör Ekibi
Tarih: 02.03.2026